Analizde, bir tarafta yapay zekâ odaklı büyüme ve verimlilik beklentileriyle desteklenen güçlü risk iştahı bulunduğu, diğer tarafta ise tahvil piyasasının petrol fiyatlarındaki yükselişin etkisiyle yüksek enflasyon ve kalıcı sıkı finansal koşulları fiyatlamaya devam ettiği kaydedildi.
Normal şartlarda reel faizlerdeki yükselişin hisse senetleri üzerinde baskı yaratmasının beklendiği, reel getiriler arttığında alternatif maliyetlerin yükseldiği, şirket değerlemelerinin baskı altında kaldığı ve özellikle uzun vadeli büyüme hisselerinin daha kırılgan hale geldiği ifade edildi. Tarihsel olarak teknoloji hisseleri ile reel faizler arasında çoğunlukla negatif korelasyon görüldüğü hatırlatıldı.
Mart ayındaki satış dalgası sırasında piyasanın klasik refleks verdiği, reel faizlerin geri çekildiği, finansal koşulların gevşediği ve hisse piyasalarının dip seviyelerden güçlü toparlandığı belirtildi. Ancak sonrasında reel getirilerin yeniden yükselmeye başladığı, SP 500 endeksinin yeni zirvelerine çıkarken reel faizlerin de tekrar yüzde 2 seviyesinin üzerine yükseldiği ifade edildi.
Bu ayrışmanın arkasındaki temel dinamiğin yapay zekâ kaynaklı döngü olduğu, özellikle Nvidia, Microsoft, Amazon, Alphabet ve Meta gibi mega-cap şirketlerin öncülüğünde oluşan yapay zekâ temasının piyasada yeni bir büyüme rejimi algısı yarattığı kaydedildi.
Buna karşın tahvil piyasasının verdiği mesajın farklı olduğu, ABD 10 yıllık reel faizlerinin yeniden yüzde 2 seviyesine yaklaşmasının piyasanın enflasyon konusunda endişeli olduğunu gösterdiği ifade edildi. Özellikle enerji fiyatlarının burada kritik rol oynadığı, İran savaşı sonrası petrol fiyatlarının yeniden 100 doların üzerine yerleşmesi, Hürmüz Boğazı kaynaklı arz riskleri ve güçlü ABD tahvil getirilerinin daha uzun süre yüksek enflasyon beklentilerini canlı tuttuğu aktarıldı.
Analizde, tahvil piyasasının Fed’in düşündüğünden daha uzun süre sıkı kalmak zorunda kalabileceğini fiyatladığı belirtildi.
Analizde ayrıca, bu anomali kısa vadede oluşmuş olsa bile İran savaşında anlaşmanın sağlanamaması ile Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalması ve petrol fiyatlarında güçlü görünümün mevcut anomalinin uzun süre devam etme şansının olmadığını söylediği belirtildi. Reel faizlerin mevcut seviyelerde kalıcı hale gelmesiyle özellikle değerleme tarafındaki baskının orta vadede yeniden hissedilmesinin kaçınılmaz olabileceği ifade edildi.
ABD-İran arasında hızlı bir anlaşmanın sağlanması ve Hürmüz Boğazı’nın açılması ile petrol fiyatlarında rahatlama görüleceği senaryosunun hisse senedi piyasalarının varsayımlarını daha makul bir çerçeveye oturtabileceği, ancak şu an için böyle bir olasılığın güçlü olmadığı ifade edildi.
Hangi piyasada makul ve haklı fiyatlamaların bulunduğunu belirlemek için ABD’de hizmet enflasyonunun seyri, enerji fiyatlarının kalıcılığı ve yapay zekâ yatırımlarının gerçek ekonomik verimliliğe ne kadar hızlı dönüşeceği başlıklarına odaklanılması gerektiği belirtildi.
Mevcut tabloda piyasaların aynı anda hem yüksek reel faizleri hem de agresif büyüme iyimserliğini fiyatlamaya çalıştığı, bu durumun sürdürülebilir olmadığı ve içinde bulunulan konjonktür devam ettiği sürece borsaların gözünü tahvil cephesinde yaşanan fiyatlamalara çevirme olasılığının yüksek olduğu ifade edildi.
SP 500 endeksine ilişkin olarak ise 8 günlük üssel ortalama olan 7.423 desteğinin önemli olduğu, bu seviyenin aşağı yönde geçilmesi durumunda satışların derinleşme riskinin bulunduğu belirtildi. Bu durumda 7.230–7.190 bölgesinin izlemeye alınması gerektiği, 7.043 seviyesinin de hedef konumuna yerleşeceği ifade edildi. Bunun mevcut seviyelerden yüzde 4–6 aralığında kâr satışı anlamına geldiği, reel faizlerin yukarı hareketine devam etmesinin bu seviyelerin test edilme riskini güçlü tuttuğu kaydedildi.
Hibya Haber Ajansı
© Copyright 2026 ispartahaberler.com.tr Tüm Hakları Saklıdır.
Web sitemiz Hibya Haber Ajansı Abonesidir.