Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasında satır başları şu şekilde:
''Sizlerin vasıtasıyla 81 ilimizdeki 86 milyon vatandaşıma, farklı platformlar üzerinden bizleri takip eden ve sevdalısı olduğumuz Türk kardeşlerime selamlarımı, sevgilerimi yolluyorum.
Sözlerimin hemen başında, o kanlı ihanet gecesinde istiklalimiz ve istikbalimiz uğruna bir gül bahçesine girercesine kara topraklara giren 253 şehidimizin her birini rahmetle, minnetle, kemal-i edeple yâd ediyorum.
Darbeci alçaklara karşı direnirken yaralanan 2 bin 737 gazimize şükranlarımı sunuyorum. Ebediyete irtihal eden gazilerimize de Yüce Allah’tan gani gani rahmet diliyorum.
Kardeşlerim;
Şehit ve gaziler, cennet vatanımızın sinesine namahrem eli değmesin diye canlarını ortaya koydular. Şanlı hilal göklerde gururla, heybetle dalgalansın diye kanlarını akıttılar. Ezan-ı Muhammediler özgürce yankılansın, devletimiz ebediyete kadar hür ve ayakta kalsın diye yardan da serden de geçtiler.
Geride eşlerini bıraktılar, evlatlarını bıraktılar, gözü yaşlı anaları, yüreği mahsun babaları bıraktılar. Ama yağmur gibi yağan kurşunlara karşı, helikopterlerden ve F-16'lardan atılan bombalara karşı, namlusunu millete çeviren haysiyetsizlere karşı tarihe geçen muhteşem bir destan yazdılar.
Onlar, "İman varsa imkan da vardır." dediler. "Biz seferle mükellefiz, zafer Allah'tandır." dediler. "Bu ülkeyi ruhunu bir dolara satmış alçaklara teslim etmeyeceğiz." dediler.
Hani şair diyor ya:
'Tarihin dilinden düşmez bu destan,
Nehirler gazidir, dağlar kahraman.
Her taşı bir yakut olan bu vatan,
Can verme sırrına erenlerindir.'
İşte 15 Temmuz şehitlerimiz de her köşesi şühedanın mübarek kanlarıyla sulanmış bu vatan için, bu mübarek topraklar için can verme sırrına erdiler.
Vatanımızın ebedi varlığının mühürleri olan bütün şehitlerimizin ruhları şad, mekânları cennet olsun diyorum.
Yine burada, 15 Temmuz gecesi üniformasına ihanet eden teröristler karşısında milletin emaneti olan o şerefli üniformalarına sahip çıkan Türk Silahlı Kuvvetlerimizin kahraman mensuplarına, jandarmamıza, polisimize, özel harekatçılarımıza, tüm güvenlik kuvvetlerimize; ellerinde bayraklarla, dillerinde dualarla, gönüllerinde Türkiye sevdasıyla sokaklara inerek darbecilere meydanları dar eden aziz milletimin her bir ferdine teşekkürlerimi iletiyorum.
O gece, gözü iman dolu bu milletin önünde hiçbir gücün duramayacağını cümle cihana bir kez daha ilan ettik.
O gece, emperyalizme uşaklık eden Haşhaşi çetesine karşı, bir asır önce olduğu gibi yine;
"Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim; bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım."
dedik.
Buradan aziz milletimi bir kez daha tebrik ediyor, bu ülkenin, bu milletin bir ferdi olmakla onur duyduğumu, kıvanç duyduğumu tekrar ifade ediyorum.
Kıymetli misafirler,
Şunu lütfen unutmayınız: İhanet, sirayet ettiği bünyeyi tüm hücrelerine kadar saran sinsi bir virüstür. Bu virüs, ahlak namına, insanlık namına hiçbir sınır tanımaz. Ahlak, vicdan, şeref, namus ve mertlik adına ne varsa bunların tamamını bir çırpıda silip atar.
Tarih boyunca bu millete, bu devlete ihanet edenlere baktığınızda karşınızda ruhsuz ve onursuz mankurtlar sürüsünü görürsünüz. Bunlarda hicap duygusu diye bir şey göremezsiniz. Bunlarda zerre miskal merhamet bulunmaz. Bunlarda vatan bilincinin, millet şuurunun esamesi okunmaz. Bunların nazarında milli ve manevi değerlerin hiçbir kıymeti yoktur. Bunlar milletin ve memleketin azılı düşmanlarıdır. Bunlar, dünyevi çıkarları uğruna devletini ve milletini sırtından hançerleyen satılmış karakterlerdir.
Bakınız değerli kardeşlerim;
FETÖ'cüler Ankara'da on yıl önce Gazi Meclisimizi, Cumhurbaşkanlığı Külliyemizi, Genelkurmay Başkanlığımızı, Özel Harekat Başkanlığımızı, Havacılık Daire Başkanlığımızı, MİT Başkanlığımızı, TRT'yi ve TÜRKSAT'ı hedef aldılar.
İstanbul'da ellerinde Türk bayraklarıyla darbeye direnen insanlarımıza kurşun yağdırdılar. Marmaris'te kahraman emniyet mensuplarımızı kalleşçe şehit ettiler.
Milletin namusuna emanet ettiği tanklarla, uçaklarla, silahlarla, zırhlı araçlarla sadece milletimize değil, kendi silah arkadaşlarına da saldırdılar.
15 Temmuz gecesi sadece Ankara'da 149 kardeşimizi şehit verdik. Bin 508 kardeşimiz gazilikle şereflendi.
Hemen karşımızdaki Ankara İl Emniyet Müdürlüğü binamız, helikopterlerin ve F-16'ların hedefi oldu. Kalleşliğin, acımasızlığın ve gaddarlığın her türlüsünü milletçe o gece yaşadık.
O gece telsizin ucundaki hain pilot, üniforma giymiş teröristlere, "Emniyet binasını vurun." diye komut veriyordu.
İşte bu saldırılarda yedisi emniyet mensubu, altısı sivil olmak üzere toplam 13 kahraman, Ankara Emniyeti önünde şehadete yürüdü. Burada toplanan onlarca vatandaşımız gazi oldu.
Şehitlerimizin her birinin ayrı bir destanı var. O gece şehadetle ve gazilikle müşerref olan her vatan evladının ayrı bir hikayesi var.
Özellikle yarınlarımızın teminatı gençlerimiz için bu hikâyelerden birkaçını sizlerle paylaşmak istiyorum.
Sevgili gençler;
Bakın, o gece burada şehit düşen vatan evlatlarından biri Polis Memuru Varol Tosun kardeşimizdi. Varol Tosun, devletine ve milletine aşkla bağlı bir emniyet mensubuydu. Eşi ona bazen soruyordu:
'Sen hiçbir şeyden korkmaz mısın?'
Şehidimiz ise Hazreti Hamza Efendimiz gibi eşine şöyle cevap veriyordu:
"Gözümün gördüğü hiçbir şeyden korkmam."
Bir diğer şehidimiz Ömer Halis İpek kardeşimizdi. O gece evden çıkarken ablasına:
"Ben çocuklarıma güzel bir ülke bırakmak istiyorum." demişti.
Annesine:
"Devleti bu çapulculara mı bırakacağız?" demişti.
Babasına ise:
"Ben şehit olmaya gidiyorum. Çocuklarım size emanet." diyerek evden fırlamıştı.
Yolda "Nereye gidiyorsun?" diye soranlara:
"Benim safım belli. Ben hakkın safındayım. Namusumu korumaya gidiyorum." diyordu.
Polis memurumuz Hüseyin Kalkan da yine burada vurularak şehit oldu. Arkadaşlarının anlattığına göre şehadet şerbetini içerken elleri kulağında, yüzünde ise huzur dolu bir gülümseme vardı.
Volkan Canöz kardeşimiz, 29 yaşında, henüz hayatının baharında iken yine burada FETÖ'cüler tarafından katledildi.
Annesinin Allah ve Peygamber sevgisiyle büyüttüğü, babası da emniyet teşkilatı mensubu olan Polis Memuru Muhammet Oğuz Kılınç ise 26 yaşında gencecik bir fidanken burada şehit düştü.
Şehit Emniyet Amirimiz Cüneyt Bursa ise 37 yaşındaydı.
253 şehidimizin tamamının, 2 bin 737 gazimizin her birinin daha nice anısı, o geceye dair daha nice hatırası var. Bunları tek tek anlatmaya kalksak inanın yüreğimiz dayanmaz.
Genciyle yaşlısıyla, kadınıyla erkeğiyle 15 Temmuz gecesi milletimiz muazzam bir destan yazmıştır.
Davetimize icabet ederek sokaklara, meydanlara, havalimanlarına akın eden; tarlasındaki hasadını ateşe veren, iradesine, geleceğine, devletine canı pahasına sahip çıkan tüm kardeşlerimden Allah razı olsun.
Çok acı çektik. Çok canımız yandı. Yakın dostlarımız dâhil çok sayıda kardeşimizi inşallah cennete uğurladık. Henüz 16-17 yaşındayken körpe delikanlılarımızı toprağa verdik.
Fakat bu aziz milletin basiretinden, ferasetinden, duasından ve desteğinden; Cenab-ı Allah'ın nusret ve inayetinden ümidimizi hiç kesmedik.
Yurt dışındaki vatandaşlarımız, gönül coğrafyamızdaki dostlarımız o gece Türkiye için seferber oldular. Ellerini açıp bizim için Yüce Allah'a niyazda bulundular.
O gece Türkiye'ye zeval gelmesin diye ellerini semaya açan, seccadelerini gözyaşlarıyla ıslatan tüm kardeşlerime de kalpten teşekkür ediyor, hepsine selamlarımı ve muhabbetlerimi gönderiyorum.
Bakınız, burada Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'ndeki bir kardeşimizin haykırdığı şu gerçeği dünyaya tekrar ilan etmek istiyorum.
Özellikle bize ömür biçenlere, bu millete kefen biçenlere sesleniyorum:
"İnsan bir kere ölür ama adam gibi ölür. Cesurlar bir gün, korkaklar ise her gün ölür."
Herkes bilsin ki biz, İstiklal Marşı "Korkma!" diye başlayan bir milletiz.
Şu yeryüzünde korkuyu korkutan ve korkutacak olan yegâne millet biziz.
Asırlardır bu topraklarda başımız dik yaşıyoruz. İnşallah kıyamete kadar da elif gibi dimdik durmaya devam edeceğiz.
Gazze'den Lübnan'a, Somali'den Suriye'ye, Arakan'dan Sudan'a nerede bir mazlum varsa, nerede gözü yaşlı, boynu bükük bir mağdur varsa kol kanat germeye inşallah devam edeceğiz.
Müslüman Türk'ün yolunu gözleyenlere tüm imkânlarımızla destek olmaya devam edeceğiz.
Şunu gençlerimizin her zaman akıllarında tutmalarını rica ediyorum.
On sene önce olduğu gibi bugün de dünyanın gözü bizim üzerimizdedir. Bugün de dünya bize bakıyor. Türk milletine bakıyor. Sizlere bakıyor.
Bugün de Beyrut, Şam, Halep, Trablus bizi takip ediyor. Kudüs'ün masum çocukları bizi izliyor.
Orta Doğu'dan Balkanlar'a, Kafkasya'dan Afrika'ya kadar mazlum ve mağdurlar büyük bir umutla Türkiye'ye bakıyor.
Bu umudu söndürmek için her türlü kirli senaryoyu devreye alanlara Allah'ın izniyle meydanı terk etmeyeceğiz.
Bir olacağız, beraber olacağız. Tek yürek, tek ses, tek nefes olacağız.
Birbirimizi sadece Allah için sevecek, her karışında barışın, huzurun ve refahın olduğu büyük ve güçlü Türkiye'yi hep birlikte inşa edeceğiz.
Nasıl on yıl önce bu ülkeyi kardeşlik ruhuyla esaretin pençesinden kurtardıysak, inşallah geleceğe de yine gönül birliği içinde hep beraber taşıyacağız.
Kıymetli kardeşlerim,
Bu milletin hafızası güçlüdür. Bu milletin hafızası bin yıllara sahiptir.
Bu aziz millet, şehitlerini unutmadığı gibi yurt dışında vatansız bir şekilde son nefesini veren terörist başlarını da unutmayacak ve affetmeyecektir.
Darbeye karşı kahramanca direnenler de, darbecileri alkışlayanlar da, darbecilere alkış tutanlar da aynı şekilde asla unutulmayacaktır.
Her bir vatandaşımın şu gerçeği çok iyi bilmesini isterim:
Her ne kadar terör örgütü elebaşının ölmesi sonrasında FETÖ'nün gardı düşmüş, umudu tükenmiş, motivasyonu azalmış olsa da bu sinsi şebekeyle mücadelede rehavete kapılma lüksüne asla sahip değiliz.
Bu bilinçle mücadeleyi hukuk zemininde, tehlike tamamen geçene kadar sabırla sürdüreceğiz.
Bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeden, dikkatli, temkinli ve özenli bir şekilde örgütün özellikle kripto unsurlarının üzerine gideceğiz.
Nitekim emniyetimiz, yargımız ve istihbarat birimlerimiz tam bir cerrah titizliğiyle görevlerini ifa ediyor. Bu süreçte suçlu ile suçsuzun birbirinden ayrılmasına azami dikkat gösteriliyor.
Yurt dışında örgütün istismar alanını daraltmak için girişimlerimiz devam ediyor.
Türkiye Maarif Vakfımız, dünyanın 66 ülkesinde 543 eğitim kurumuyla son derece başarılı hizmetlere imza atıyor.
Örgütün ülkemiz içinde meşru görünümlü yapılarla toplumda tekrar tutunmasına müsaade etmiyoruz.
Bürokraside, siyasette, özellikle de ticari faaliyetlerde yeniden var olma gayretlerini yakından takip ediyoruz.
Aynı şekilde yurt dışındaki firari örgüt mensuplarının ülkemize iadesi için yoğun çaba harcıyoruz.
En büyük özelliği kanser hücresi gibi vücudu içeriden kemiren bu casusluk şebekesinin kökünü kurutana kadar mücadeleye devam edeceğiz.
Öte yandan, Türkiye'ye karşı beslediği kini terk edenlere, içine düştüğü sapkınlıktan çıkmaya çalışanlara, işledikleri suçlardan ötürü gerçekten nedamet duyanlara devletimiz hukuk içinde zaten gerekeni yapmaktadır.
Ama her kim illegaliteye bulaşırsa, bu millete düşmanlıkta ısrarcı olursa, Türkiye'nin kalbine hançer saplamaya yeltenirse hesabını hukuk önünde mutlaka verecektir.
FETÖ için artık yolun sonu görünmüştür.
Türkiye'ye düşmanlıkla varılabilecek hiçbir yer yoktur.
Devletimiz, kendisine yönelen her türlü tehdidi bertaraf edecek, başını kaldıran hainlerin başını ezecek kudrete hamdolsun fazlasıyla sahiptir.
Herkes hesabını, kitabını buna göre yapmalıdır.
Ben inanıyorum; Allah'ın izniyle Cumhur İttifakı güçlü olduğu müddetçe artık karanlık dönemler yaşanmayacaktır.
15 Temmuz ruhu, Yenikapı ruhu olduğu sürece evelallah Türkiye'nin yolunu kimse kesemeyecektir.
Bu millet uyanık olduğu, birbirine sahip çıktığı sürece iradesine kimse zincir vuramayacaktır.
İnşallah bundan sonra demokrasimiz asla ve asla kesintiye uğramayacaktır.
Demokrasimize kastedenler, milli iradeye, Gazi Meclisimize ve seçilmiş hükûmete kastedenler bundan sonra sanık sandalyesine oturacaklarını bileceklerdir.
Bu millete kötülük yapmayı akıllarından dahi geçiremeyeceklerdir.
Rabbim, her karışı şehit kanlarıyla sulanmış bu güzel ülkeyi korusun.
Rabbim, bu millete ve bu devlete 15 Temmuz gibi bir imtihanı bir daha yaşatmasın.
15 Temmuz'da ebedi aleme uğurladığımız 253 şehidimizi kemal-i hürmetle yâd ediyor, gazilerimize bereketli ömürler diliyorum.
10. yıl anma programımızı teşrif eden siz kıymetli kardeşlerime teşekkür ediyorum.
Dünyanın farklı ülkelerinden gelerek bugün acımızı ve gururumuzu birlikte paylaşan tüm dostlarımıza şükranlarımı sunuyorum.
Değerli sanatçılarımızı ve programın icrasında emeği geçen herkesi tebrik ediyorum.
15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü'nüzü kutluyor, sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.
Sağ olun, var olun, Allah'a emanet olun.''
Hibya Haber Ajansı
© Copyright 2026 ispartahaberler.com.tr Tüm Hakları Saklıdır.
Web sitemiz Hibya Haber Ajansı Abonesidir.